Güvenlik-Han Tepesi Baskın Eylemi – 1

HABER MERKEZİ – Başta 20 temmuz tarihinde çukurcuya bağlı güvenlik tepesi (han tepesi) baskın eyleminde ve ardında yaşanan çatışmalarda şehit düşen ŞERVAN ŞOREŞ, ROJBİN HEREKOL, PILING AZAD, AVAREŞ KARASU arkadaşları saygı ve minnetle anıyor, mücadelesini yükseltme sözümüzü yeniliyoruz. Yine dördüncü stratejik mücadele döneminde Agit ve Zilan çizgisinde fedai militan kişiliğin somut ifadesi olan bu yoldaşların kişiliklerini yaşatma ve özlemlerini gerçekleştirmeyi boynumuzun borcu olarak bildiğimizi belirtmek istiyoruz.

Güvenlik tepesine yapılan eylemin mekanı, zamanı, gelişimi sonuçları ve yaşanan yetersizlikleri,hataları ve yanlışlarını değerlendirmek hem sürec açısından hemde taktik, tarz, komuta ve bizim açımızdan önemli ve sonuç çıkarılması gereken bir deneyim olmaktadır.

Bilindiği gibi halk ve hareket olarak yeni bir mücadele sürecine 1 haziran 2010 tarihi ile girdik. Önderlik bunu dördüncü stratejik mücadele dönemi olarak ifade etti ve formüle kavuşturdu. Bu döneme varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlama dönemi dedi. Bu bizim için dönemin temel perspektifi olduğu kadar gereklerini yerine getirilmesi gereken temel görevlerden biridir. Dördüncü stratejik mücadelenin temel hedefi kendi demokratik konfederalizm sistemimizi kurma ve demokratik özerkliği inşa etmektir. Bu temelde Önderimizin yıllardan beri Kürt sorununun çözümü için attığı adımlar, göstermiş olduğu büyük emek ve çabalar Türk devleti ve sorumlu muhatapları tarafından her dönemde karşılıksız bırakıldı. Bir halk için en makul talepler ileri sürülmesine rağmen başta Türk devleti ,Akp hükümeti ve Kürdistanı  sümüren güçler statükolarında ısrar ettiler.İnkar ve imhayı dayattılar.Tüm bunlara arşı Önderliğimiz ve hareketimiz halkların kardeşline inanarak ulus devlet alternatifi olan sistemimizin inşası için kararlıca bir mücadele yürüttü. Bunlara karşı Önderliğimizin tecrit koşulları ağırlaştırıldı,halkın üzerine baskılar yürütüldü, siyasi,kültürel soykırımlar geliştirildi,askeri operasyonlar durmak bilmeden devam etti,Şehit düşen yoldaşlarımızın cenazelerine insanlık dışı muameleler yapıldı. Barış elini uzattığımız her dönemde baskılar arttı,operasyonlar devam etti. Tüm atılan bu tek yanlı adımlar her zaman hareketimizin zafiyeti olarak yansıtıldı. Tüm bunlara karşın Önderliğimizin Akp hükümetinin oyalama,kandırma ve sorunun çözümünü uzatma politikalarına karşı 1 haziran tarihiyle yeni bir mücadele süreci başlattı.Bu mücadele sürecinde,silahlı mücadele,gerillanın misyonu öne çıktı.Çünkü siyasi mücadelenin yürütülmesi için  bütün yollar faşist zihniyet tarafından engellendi.Buna karşı gerillanın aktif  bir savunma savaşının yürütülmesi ve pratikleştirmesi gereği öne çıktı.Biz yıllarca meşru savunma mücadelesini yürüttük,2004’te bunu aktif yürüttük.Daha sonra sorunun çözümü için ateşkesler ilan edildi.Ama tüm bu girişimler karşılıksız kalınca artık taktik anlamında,savaş tarzında da yeni bir mücadelenin gündeme girmesi kaçınılmaz olarak kendini dayattı. Ve bu temelde HPG kendi içinde birçok tartışma yürüttü.En son yapılan 5’ci konferansta taktiksel olarak,bu savaşın yükseltilmesi kararına ulaşıldı.Yine tüm HPG güçlerinin, Önderliğimizin paradigması temelinde yeniden yapılandırılması gündeme alındı.Komuta ,tarz taktikte yenilenmeyi gündeme geldi. Ve bir yıldan fazla bu çabalar devam etti

HPG’nin yeniden yapılandırılması Önderliğimizin paradigması temelinde zihniyet olarak kendini yenilemiş,Gelişen yüksek teknolojiye karşı daha derinlikli,modern, taktiğe ve tekniğe hakim profesyonel bir gerillan’ın oluşturulması temel amaç oldu. Hem ARGK hem HPG sürecinde  yürüttüğümüz çetin mücadelerle edilnilen çok büyük tecrübeler oldu.Tabi bu tecrübeler binlerce yoldaşımızın kanı pahasına gelişti. Bu temelde gerillanın geçmiş tecrübelerimize dayanarak hem Önderliğimizin savunmalarıyla  geliştirdiği yeni paradigmayı özümsemiş bir şekilde güçlü bir çıkış yapması gerekiyordu.Bu anlamda dördüncü stratejik mücadele döneminde HPG güçleri olarak yoğun bir tartışma ve hazırlık süreciyle girdiğimizi belirtmek doğru olacaktır.Çünkü uzun süre tartışıldı, pratik adımları atıldı,hazırlık yapıldı, bu temelde yeni mücadele sürecinde stratejik bir dönemi olan HPG’nin öncülük yapma gereği olmazsa olamaz kabilinde bir gerçeklik olarak kendisini dayattı ve gündeme getirdi. Bu temelde başlayan süreç itibarı ile değerlendirildiğinde 1 haziran 2010 tarihinden itibaren iki buçuk aylık bir süreç yaşandı. Bu iki buçuk aylık süreç askeri olarak, taktik olarak çok net gösterdi ki HPG var olan potansiyelin üçte biri dahi eğer pratikleşirse sadece Türk devleti değil daha bir çok güce karşı savaşma kapasitesinin olduğu  ideolojik güvenin, iradenin, inancın olduğu çok net bir biçimde açığa çıkmıştır. Bunun görülmesi gerekiyor. Herşeyden önce TC devleti, medyası, ordusu, Önderliğimizin, örgütümüzün bir yıldan bu yana yaptığı açıklamaları ciddiye almadı. Bir tehdit, şantaj olarak algıladı, küçümsedi. Fakat bu iki buçuk aylık süreç gösterdiki öyle değil. Önderliğimiz ve hareketimiz  söylediği her söze  bağlı kalarak yaptığı her açıklamayı pratiği dönüştürerek  bunu tüm dünya kamuoyuna gösterdi. İki buçuk aylık süreç askeri taktik açıdan değerlendirildiğinde büyük siyasi sonuçlarının olduğunu belirtmek mümkündür. TC ve ordusu iki buçuk aylık askeri hamlemiz karşısında bir hezimet ve dağılma durumunu yaşadı. Yapılan eylemleri asker kayıplarını çok somut bir şekilde kamuoyundan gizledi. Gerillanın üstlendiği ve konumlandığı bütün saha ve eyaletlerde TC ordusu çok ciddi darbeler yedi. Aslında bu nedenle de büyük bir moralsizlik çöküntüyle ile yüz yüze geldi. Bu aktif mücadelenin sonucunda TSK tarihinde ilk defa askeri şura toplantılarında tayin terfilerini yapamaz duruma geldiler. Kriz durumunu yaşadılar. Devletin zirvesi toplantı üzerine toplantı yapmak zorunda kaldı. Adeta Kürdistan’ı yeniden işgal edercesine asker ve mühimmatı Kürdistan’a ve güney Kürdistan sınırına yığdı. 90’lı yıllardan kalma özel güçlerini Kürdistan’a mevzilendirmek zorunda kalarak, mücadele karşısında zorlandıklarını itiraf  etmek durumunda kaldılar. PKK’nin gücü ve yenilmezliği, gerillanın performansı geldiği düzeyi dost düşman herkes gördü. Yapımız bu aktif  savunma mücadelesinden büyük moral aldı. Halkımız demokratik özerkliği büyük bir bayram havasında karşıladı.

Azad Siser 

Devam Edecek…